• Tiit tiit.
• Alışın artık.
• Merhaba.
• Güneş hangi tarafa vurmuyordu ya?
• Bu olayı siz de yaşıyor musunuz? Otobüse binince güneşin hangi tarafa vurmadığını hesaplamaya çalışıyor musunuz? Ben yapıyorum valla. Nefret ediyorum güneşin ağzıma ağzıma ışımasından. Yüzüm pelte olana kadar ısınıp eriyecekmiş gibi oluyor. Bir de bazen “Bugün hava kapalı, nereye oturursam oturayım, güneş gelmez. Mih mih mih.” diye düşünüp otobüsün en güzel yerine, böyle kendinizi dış dünyadan bağımsız kılıp içinize kapanabileceğiniz, inceden bir emoluk tadı alabileceğiniz tekli koltuklara oturuyorsunuz, hoop, Etimesgut’ta güneş bulutun arkasından ağzınıza doğuyor. Yol boyunca da en çok Etimesgut’ta insanın ebesini tanıyor güneş. Ya, bir de buna tapıyorlar ya. Güneş’e tapıyorlar ya. Güneş’e tapılır mı? Hasta mısın?
• “Gerçek, gerçek olalı hiç böyle karmaşa görmedi.” Evet, insan böyle saçma sapan, sıkış cümleler de kurabiliyor zihninde. Karanlıkta zenci kendini asmış, kimse görmemiş, falan. Bu gibi şiirleri hep otobüste elinde sözlük olanlar yazıyor. Alıyorlar ellerine sözlüğü, rastgele sayfaları açıp alakasız kelimeleri artarda koyuyorlar. Gördüm. Ne kafiye var, ne ölçü. Ooh, sıkıntı yok. Sikinti var çünkü.
• Oha, kafiyeli oldu.
• Okulda şenlik varmış. MFÖ geliyormuş. Yazık koskoca MFÖ’ye. Adamlar hayranları gelecek zannediyor. Halbuki içme, sıçma, düzüş konseptinin hayranı şenlikçiler. Geçen yıl şenlik zamanı gördüm. Kenan Doğulu gelmiş, saçı kıçında en metalci adamlar, en emosundan en sağlam punkına kadar hepsi konserde. Niye gittiğiniz belli sizin? Slayer dinleyen adam Kenan Doğulu’yu ne yapacak? Hayır, koskoca adamı götüne de sokamazsın, illa yapacaksın orada bir şey ama ne? Niyetini belli et de bu kadar etme. Şenlik zamanı o Beycafe tuvaleti tıklım tıklım, tüm kızlar süsleniyor vereceğiz diye. Tüm şenlikçiler böyle diye söylemiyorum tabi, eminim aranızda vardır hakkaten sanatçıya giden, tuvalet sırası yüzünden akşam otobüsünü kaçırdım, ona yanıyorum. Yoksa bana ne? MFÖ düşünsün.
• Yine İkarus geldi otobüs. İkarus, Yunanistan’da başka bir meslek ile tanınıyor olmasına rağmen (balmumu kanatlarla güneşe doğru uçup suya çakılma mesleği, boşuna demiyorum güneşe tapılmaz diye), Ankara’daki mesleği bellidir. Bir kere havalarda gezip suya çakılınca, artık akıllanmış olan İkarus yerden gitmektedir. Hatta yerde gitme performansı da, havada gitme performansı kadar kötüdür. Çünkü, Ankara Belediyesi inatla İkarus’un 94 model olduğunu iddia etse bile, İkarus 86 modeldir ve her yerinden hava ve toz geçirmekte, kışın üşütmekte, yazın terletmektedir. Doğal klimalı olduğu için baş ağrınız klimadan değil, 86 model motorun kulaklarınızı kanatan sesinden kaynaklanır. Ayrıca çok iyi bir masaj aletidir, ama Ankara’da mesafeler çok uzun olduğundan ve İkarus inatla uzun mesafelere verildiğinden, masajı en az 50 dakika sürer, artık vücudunuzda düzelmedik, ya da düzülmedik kemik kalmaz.
• Sabah İkarus, akşam İkarus; Beytepe öğrencisinin mitolojiye doyduğu an.
• “He is dead and gone, lady. He is dead and gone.”
• İngilizce bilmeyen üniversite öğrencisi görünce beni bir kaşıntı alıyor. Kollarım, omuzlarım kaşınıyor birden, fena oluyorum.
• Piknik ya, piknik lazım. Bak aniden içim neşeyle doldu.
• Şu an başımda iki türbanlı arkadaşımız dikilmiş durumda. Kızlardan biri (türbanlı erkek olamayacağına göre, oha, fantezi), aynen aktarıyorum, şöyle dedi: “Ay bu hafta sonu KePeDeSe var.” İçimden “Hehehoha.” diye güldüm, çünkü bunu bu şekilde söylerken gayet ciddiydi. Ve efenim, gülmemi sürdürüyorum huzurlarınızda: HEHEHHEHOHOHAHAHHOHOHHAHEHEH! Ama çok hüzünlü aslında. Medya mı artık, yoksa siyasetçiler mi bilemeyeceğim, kırk yıllık “Ke” harfini bize “Ka” diye dayatmışlar, hepsinin .mına koyim ben, size bir şey olmasın. Çok da kaba, “Ka” ne lan? Bak çok kızdım şimdi, sinirimden ağlayacağım, içime kapanacağım, biliyorum.
• Yolda bir yandan düşünüp, bir yandan yoldaki arabalara bakıyorum. İstisnasız, bak daha hiç istisnasını görmedim, arabası olan herkesin güneş gözlüğü de var. “Bunu takmadan süremiyorum yav.” Güneş de yok ki doğru dürüst, anlamadım. Araba markaları bir araba alınca Ray Ben’i bedava mı veriyor? Ya da kanun mu var? Araba alınca notere güneş gözlüğüyle gireceksin, yoksa onay basmıyor. Ray Ben’e de sokiyim açıkçası.
• Machinarium oynadınız mı? Ben oynadım, bitti. Bitiyor yani, bitmiyor değil.
• Aha iniyorum, gidiyim bir kahvaltı ediyim.
• …
• Bu arabada ses çıkmıyor tabi düğmeye basınca. Çıksa bile duymazsınız, İkarus çünkü.
• …
3 Mayıs 2010 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder